ekran resmi 2025 09 12 14.47.09

Ahilik

Alın Teriyle Kuşanılan Emanet

İskender ailesinde peştemal kuşanmak, bir kılığı kuşanmak değil; ecdattan bugüne taşınan bir yemini kuşanmaktır.

Her kuşak, yoluna çıraklıkla başlar. Elini bulaşağa sokar, sonra ocağın harlı ateşiyle yoğrulur. Ustalığa giden yol, yalnızca hünerle değil, sabırla, edeple, alın teriyle aşılır.

Çırak büyür, kalfa olur. Kalfa olgunlaşır, vakti geldiğinde ustaların önüne çıkar. Yer yüzünde sesler kesilir, gönüller susar, gözler dolup taşar.

O an, bir delil çıkar, yüksek sesle şu münâcatı okur:

“Ehli derd olalım, nokta gibi ferd olalım. Düşelim küfei harabe, nât ile nâyat olalım. Nice nimet koyalım, sıh çiğnanda bir ad olalım.”

Sonra genç adam, ustaların huzurunda diz çöker. Ecdadın duası yankılanır havada. Bir usta peştemali eline alır; ağır ağır, vakarla genç ustanın beline dolar. Üç defa çevrilir belinden, her dönüşte bir dua yükselir:

“Allahü ekber, Allahü ekber, lâ ilâhe illallah vallahü ekber.”

Her dönüşte bir düğüm atılır, her düğümde bir ahit verilir:
İlk düğüm, Allahüteâla için: “Doğrulukta sebat edeceğim.”
İkinci düğüm, Cebrail A.S için: “Emeğin ve helalin izinden ayrılmayacağım.”
Üçüncü düğüm, Hz. Muhammed S.A.V için: “Atalarıma layık bir usta olacağım.”

Peştemal, sadece bedene değil, gönle kuşanır.
Çünkü bu ocakta, ustalık kâğıtla değil; alın teriyle, ahlâkla, vefa ile mühürlenir.

Törenin sonunda, ustalar gence dönerek yüksek sesle nida eder:

“Ey ehli -i safa ve yaran-ı vefa! Bizim ne padişah gibi fermanımız, ne Lokman gibi dermanımız var! Sözden, sazdan anla; aktan, karadan anlayana Aşık Garip derler, bir garip destanımız var…”

Bugün, Kayhan ve Oğuzhan İskenderoğlu da işte böyle bir törenle ustalık mertebesine ermiş, yalnızca bir markayı değil; 150 yılı aşkın bir emaneti, bir ahit sancağını omuzlarında taşımaktadır.

Omuzlarındaki peştemal, bir bez parçası değil; büyük dedelerinin kefeni, alın teriyle dokunmuş bir mirastır.
Her ilmikte sabır, her düğümde sadakat, her kıvrımda bir dua gizlidir.

Çünkü İskender ocağında usta olmak, yalnızca ateşi terbiye etmek değil; önce gönlünü arındırmak, sonra ellerini ateşe sunmaktır.

Ve böylece emaneti taşıyan eller, geçmişin duasını geleceğe taşır.

Peştemal Geleneği

iskender doğru logo web sayfası 2

1867 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbinde kurulan İskender, beş kuşaktır nesilden nesile aktarılan sessiz bir vaadin eseri olarak doğmuştur: “Gelenek, külleri saklamak değil; ateşi canlı tutmaktır.” Bugün İskender, dünyanın en eski döner kebapçısı olmasının yanı sıra, o dönemin ruhunu hâlâ yaşatan ve modern Türkiye’de varlığını sürdüren nadir işletmelerden biridir — ustalığa, zanaatkârlığa ve misafirperverliğe duyulan bitmeyen bir sadakatin simgesidir.